İkincisi diğer oynamayan insanlar bir bütünlük bilinci oluşturuyor. Bu bütünlük bilinci katı ve kendisini oynayan bireylerle özdeşleştiriyor. Böylece başarısı onların başarısına bağlı oluyor
Üç her grup diğer grubun temsilcisi olan takıma öfke duyuyor. Çünkü kendisinin sahaya inme şansı yok. Çok aşırı edilgen bir konumda oturup izlemesi isteniyor. Bir de bağırması/tezahurat yapması. Oysa o bedenini yansıttığı için aslında koşması topa vurması, çalım atması gerekiyor. Bu tıpkı bilgisayar oyunu oynarken bir rakipten hem tuşlara basarak, hem kafamızı istemeden çekerek kaçmamız gibi.
Dört
insanlar çağlardan beri
toplumsal öfkeyi,
kurbanlarını,
gladyatörlerini
sahalarda çarpıştırarak
akıtmış, toplumsal
bilinçaltı böyle
rahatlatılmış.
Beş
artık eskiden olduğu
gibi savaşlar yok. Oysa
doğada çok güçlü bir
türler ve alanlar savaşı
var. Genler bizi
mücadeleye itiyor. Bir
türün alt bölümleri bile
alan mücadelesi yapıyor.
Böylece günümüzün modern
savaş alanları futbol
sahalarına dönüşüyor.
Altı Futbolda objektif ölçeklendirme ve karar verme mekanizması yok. Birden fazla hakeme bölünmüş olan karar mekanizması olağanüstü yoruma açık ve bir itiraz makamı ya da üst mahkemeyle düzeltilen bir durum yok en fazla maç tekrarlanabilir.
Yedi Futbolda atılan gol miktarı basketbol gibi çok değil veya tenis gibi süratli değil. Bunun sonucunda aşırı bir gerilim oluşuyor ve bu gerilimin boşalma noktalarının sınırlı olması saha dışında patlamalar yaratıyor.
Dokuz Misafir
olanın
azınlık
olduğu
ve
ciddi
baskı
altında
olduğu
konumlarda
evsahibi;
herçeşit
güvenliği
ve
konukseverliği
bizzat
kendi
insanına
karşı
olması
gerekse
de
uygulamalıdır.
Yani
hem
misafir
takım
hem
evsahibi
bunu
yapmalıdır.
Dolayısıyla.
Önemli
bir
hata
çıkıyor.
Milli
maçlar
her
iki
ülkenin
topraklarında
oynanmamalıdır.
Ancak
bu
şekilde
sportmen
bir
yaklaşım
olabilir.
Taraftarların
3.
ülkeye
gitmesi
kolay
ve
ucuz
olmalıdır.
On
Ülkenin
insanları
toplumsal
motiflerle
örtülür.
Örneğin
Dünya
Kupasında
ilginç
bir
olay
olmuştu.
Davulcu
büyücüler
getirilmiş
ve
saha
kenarında
büyü
yapıyordu.
Brezilya
mıydı?
Takımı
hatırlamıyorum
ama
olayı
hatırlıyorum.
Onlar
büyü
yaparlarken
işe
yarar
mı
yaramaz
mı
bilmem
önemli
olan
bir
çok
insandan
“Ben
de
dua
ettim
onlar
büyü
yaptıkları
sırada”
sözünü
işittim
ve
aslında
binlerce
insanın
dua
ettiğini
farkettim.
Aynı
şekilde
mesela
ünlü
İsviçre
maçındaki
motifler
iki
toplumu
çok
irite
eden
kışkırtan
iki
motif.
Nedir
onlar,
bayraklar.
İkisi
de
kırmızı
beyaz.
Ancak
her
ikisi
de
iki
dinin
en
güçlü
sembolü.
Bilinçaltları
aslında
güçlü
bir
şekilde
bunu
daha
derinden
algıladı
ve
iş
bir
oyun
olmaktan
çıktı.
Sanırım
bunu
bir
çok
kişi
gözden
kaçırıyor.
Onbir Futbolda taktik kararlar hakkında herkes ve her izleyici konuşup değerlendirme yapabiliyor. Belki de gelişen teknoloji ile birlikte karar alınması ve teknik direktöre kalmadan kararın verilmesi gerekiyor.
Oniki Futbolcuların psikolojisinde dış dünya algısı belirleyici oluyor üstlerinde binlerce insanın bedensel baskısı ve milyonlarca insanın psikolojik baskısı var. Çok ciddi bir duvar örmeleri gerekiyor. Bu duvarsa enerji harcatıyor. Büyük bir enerji kaygı ve korkuyu durdurmaya harcanıyor. Gerekli psikolojik değişimler uygulanabilirse oyunun kalitesi ve yapısı olağansütü değişecektir.
Onüç Futbol çok ciddi bir ekonomik sahadır. Biz, ülke, takım, taktik derdindeyken büyük karar vericiler için aslında taşkın olayların olmasının getirisi ve reytingi hesaplanır. Dolayısıyla işin içinde çok ciddi planların dönmesi, maç izletme haklarının paylaşılması ve buna dayalı pazarın hareketlenmesi daha fazla anlatmak istemediğim ama sizin düşününce çok şey göreceğiniz bir alan oluşturu.
Ondört Futbolun spor olarak algılanmasındaki en büyük etken -Google Earth ile şehirlerimize bakacak olursanız- çok az yeşil saha, çok az oynama imkanı ve tesis bulunması, artı olarak diğer sporların futbol kadar güçlü olmaması. En bariz örnek yüzme havuzlarının yurtdışında neredeyse her mahallede olmasına karşın bizde tek tük olması, koşu alanlarının sadece sahillerde o da yeni yeni yapılmaya başlaması gibi.
Onbeş Futbol ayakla oynanan bir oyun (kalecileri nispeten saymazsak) dolayısıyla beyin için ele göre daha kompleks bir dikkat gerektiriyor. Kişiler profesyonel olsa bile bu böyle. Bir penaltıyı kaçırmaları normal geliyor ama bir basketçinin potayı ıskalaması çoğu kişi için daha anlaşılmaz. Dolayısıyla ayakla oynanan bir spor. Gündelik hayatta insan ayakla bir şeye vuruyorsa onu tekmeliyordur. Yani? Tekmelemek uç bir harekettir. Dikkat edin taşkınlıkların çoğunda tekme atılıyor. Hatta saha dışında da. Tesadüf mü? Sanmam.
Onaltı
Yine
de
zevkli
ve
fairplay/centilmenlik
kurallarıyla
oynanan
bir
futbol
maçını
izlemek
olağanüstüdür.
Hele
hele,
her
bir
ülkenin
bedensel,
taktiksel
farklarını
görmek
ve
oyunun
yorumlanış
farklarını
izlemek
gerçekten
güzeldir.
NOT:
Shaolin
Soccer
Adlı
uzakdoğu
komedi
filmini
izleminizi
şiddetle
!!!
tavsiye
ederim.
Hem
çok
gülecek
hem
de
futbolu
yeniden
başka
bir
gözle
görmenizi
sağlayacak.
